Her 5 çocuktan birinde görülebiliyor!

  • 09 Eyl 2026 09:43
  • Güncelleme: 09 Eyl 2026
    7 dk. Okuma Süresi
Tepki Ver
Özet bulunamadı.

Doğuştan kulak şekil bozuklukları yalnızca estetik bir sorun olarak görülmemeli. Belirgin kulak farklılıkları, çocukların ilerleyen yaşlarda gözlük veya kulaklık kullanırken güçlük yaşamasına neden olabiliyor. Bazı doğumsal anomalilere işitme kaybı da eşlik edebiliyor. Özellikle okul çağında kulağının görünümü nedeniyle akran zorbalığına uğrayan çocuklarda özgüven kaybı, sosyal ortamlardan kaçınma ve fotoğraf çektirmek istememe gibi psikolojik sorunlar gelişebiliyor. Aileler ise doğumdan sonra fark ettikleri şekil farklılığına, “Nasıl olsa büyüdükçe geçer” düşüncesiyle yaklaşarak haftalarca, hatta aylarca bekleyebiliyor. Oysa yaşamın ilk haftalarında kulak kıkırdağının oldukça esnek olması sayesinde bazı şekil bozukluklarının ameliyata gerek kalmadan küçük bir aparat yardımıyla düzeltilebildiğine dikkat çeken Acıbadem Kadıköy Hastanesi (Dr. Şinasi Can) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Gelişimsel Pediatrist Dr. Reyhan Tamer, “Bebeğin kulağında doğuştan bir şekil farklılığı fark edildiğinde haftalarca beklenmemeli. Çünkü beklerken ameliyatsız tedavi için en değerli dönem kaybedilebilir” diyor. 

Her 5 çocuktan birinde görülebiliyor 

Doğuştan kulak şekil bozukluğu, bebeğin dış kulağının doğumdan itibaren normal anatomik görünümünden farklı olması olarak tanımlanıyor. Bu sorun yaklaşık her 5 çocuktan birinde görülebiliyor ancak hafif şekil bozuklukları yenidoğan muayenesinde gözden kaçabiliyor. Kulağın dışa doğru belirgin olması, üst bölümünün öne veya aşağı doğru katlanması, kulak kenarı kıvrımlarının düzensizliği, üst kısımda fazladan bir kıkırdak kıvrımı bulunması, kulak çanağındaki kıkırdağın farklı biçimlenmesi veya kulağın dar ve büzüşmüş görünmesi bu bozukluklar arasında yer alıyor.

“Büyüdükçe düzelir” düşüncesi fırsat kaybettirebilir 

Ameliyatsız kulak şekillendirme tedavisinde zaman büyük önem taşıyor. En uygun dönemi doğumdan sonraki ilk günler ve haftalar, özellikle de ilk 1-2 hafta oluşturuyor. Yenidoğan döneminde anneden geçen östrojen hormonunun etkisiyle kulak kıkırdağı daha yumuşak, esnek ve şekillendirilebilir oluyor. Hormon etkisinin azalmasıyla kıkırdak haftalar içinde giderek sertleşiyor.

Bazı hafif şekil bozukluklarının kendiliğinden düzelebileceğini, ancak hangilerinin kalıcı olacağının önceden kesin olarak bilinemediğini vurgulayan Gelişimsel Pediatrist Dr. Reyhan Tamer, “Ailelerin, ‘Biraz bekleyelim, büyüdükçe düzelir’ yaklaşımıyla hareket etmesini önermiyoruz. Ne kadar erken değerlendirme yapılırsa ameliyatsız tedaviden yararlanma olasılığı o kadar artar. Tedaviye geç başlandığında uygulama daha uzun sürebilir ve alınacak sonuç azalabilir. İki aydan sonra her bebek için tedavi şansının tamamen ortadan kalktığını söylemek doğru değildir; ancak yaş ilerledikçe yöntemin etkinliği genel olarak düşer” bilgisini paylaşıyor.

Her şekil bozukluğu işitme kaybı anlamına gelmiyor, ama…

Yalnızca dış kulağın biçimini ilgilendiren birçok şekil bozukluğunda işitme tamamen normal olabiliyor. Ancak dış kulak yolunun gelişmediği ya da dar olduğu ve kulağın bazı yapılarının eksik geliştiği daha kapsamlı doğumsal anomalilere işitme sorunları eşlik edebiliyor. Bu nedenle belirgin bir doğumsal kulak farklılığı bulunan bebeklerde yenidoğan işitme taramasının yapılması, uzman tarafından değerlendirilmesi, gerektiğinde ayrıntılı odyolojik değerlendirmeye başvurulması kritik önem taşıyor.”

Akran zorbalığına maruz kalabiliyorlar!

Belirgin kulak farklılıkları okul çağında çocuğun akranları tarafından alay edilmesine, kendisine lakap takılmasına veya zorbalığa uğramasına neden olabiliyor. Bu durumun çocukta psikolojik bir travma yaratabildiğini belirten Dr. Tamer, “Çocuklarda özgüven sorunları ve sosyal ortamlardan kaçınma görülebiliyor. Bazı çocuklar kulaklarını sürekli saçlarıyla kapatmaya çalışıyor, fotoğraf çektirmek istemeyebiliyor. Gözlük ve kulaklık kullanımını da güçleştirebiliyor. Bu nedenle doğuştan kulak şekil bozuklukları sadece estetik açıdan değerlendirilmemeli; çocuğun psikososyal gelişimi de göz önünde bulundurulmalıdır” diyor. 

 

Kesi ve dikiş gerektirmiyor

Dr. Tamer, ameliyatsız tedavi sürecini de şöyle anlatıyor: “Kulak kıkırdağı ve deri dokusunun mevcut olduğu, ancak kulağın biçiminin bozulduğu uygun durumlarda yenidoğan döneminde ameliyatsız kulak şekillendirme yönteminden yararlanılabiliyor. Yenidoğanın kulağına uygun, küçük ve hafif bir şekillendirme sistemi kullanılıyor. Kulağın çevresine ve gerekli anatomik noktalara yerleştirilen parçalar, anatomik kıvrımları doğru pozisyonda tutarak, kıkırdağa kontrollü ve sürekli bir yönlendirme sağlıyor. Böylece kıkırdağın zaman içinde hedeflenen biçime uyum göstermesi amaçlanıyor.” Uygulamada kesi ve dikiş bulunmazken, yöntem hiçbir şekilde ağrıya neden olmuyor. 

Dr. Tamer “Amaç kulağı zorla bükmek veya kıkırdağa zarar vermek değil; doğal kıvrımları doğru pozisyonda tutmaktır. Tedavi bebeğin kulak yapısına göre hekim tarafından planlanır. Uygulama süresi  yarım saat sürerken, tedavi süresi ise şekil bozukluğunun türüne göre genelde birkaç hafta sürer. Erken başlanan tedavide süre kısalabilir, başarı oranı uygun hastalarda yüzde 90’a ulaşabilir. Ancak başarı, şekil bozukluğunun türüne, tedavi yaşına ve uygulamanın düzenli sürdürülmesine bağlıdır” diyor. 

Ebeveynler kulağa şekil vermeye çalışmamalı!

Ameliyatsız yöntem; belirgin kepçe kulak görünümü, kulağın üst bölümünün katlanması, kulak kenarındaki bazı kıvrım bozuklukları ve uygun daralmış kulak deformitelerinde uygulanabiliyor. Ancak kulak dokusunun belirgin biçimde eksik olduğu yapısal anomalilerde aynı başarı beklenmiyor. Bu nedenle her doğuştan kulak şekil bozukluğunun aparatla düzeltilebileceği düşünülmemeli; bebeğin yönteme uygun olup olmadığı hekim tarafından belirlenmeli.

Tedavi sırasında aparatın bulunduğu bölgenin temiz ve kuru tutulması, sistemin aile tarafından çıkarılmaması veya yerinin değiştirilmemesi gerekiyor. Ciltte belirgin kızarıklık, yara, tahriş, şişlik ya da akıntı gelişirse hekime başvurulması önem taşıyor. Düzenli kontrollerde hem kulağın aldığı şekil hem de cildin durumu değerlendiriliyor ve gerektiğinde sistem yeniden ayarlanıyor.

Evde gelişigüzel bantlama yapılmaması gerektiği uyarısında bulunan Dr. Reyhan Tamer, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Aileler kulağı bastırarak veya farklı materyaller kullanarak kendileri şekil vermeye çalışmamalı. Doğru yaklaşım; şekil farklılığını erken fark etmek, işitmeyi değerlendirmek, sorunun türünü belirlemek ve uygun tedaviyi hekim takibinde, doğru zamanda planlamaktır.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yazar Profili

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

24850 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar